GÜNCEL:
 Ahmet COŞKUN

Ahmet COŞKUN

Savaşı Amiral Gemiler Değil Kobiler Kazanır

Herhangi birimize “aklınıza ilk gelen işletmeleri sayın” dense hemen hepimiz büyük ölçekli, kurumsal işletmelerin ismini telaffuz ederiz. Büyük ölçekli işletmelerin marka tanınırlığı konusunda yaptıkları harcamaları göz önünde bulundurursak bu gayet normal bir durum. Örneğin geçen yıl Coca-Cola’nın sadece reklam harcaması 4 milyar Dolar’dan fazlaydı. Bu rakam şu an en değerli markamız olan Türk Telekom’un toplam marka değerinin (2,6 milyar Dolar) bile üzerinde.

Bir ülkenin küresel anlamda rekabetçi büyük işletmelerinin olması önemli bir güç göstergesi muhakkak. Örneğin Dünya’nın en büyük perakende işletmesi Wal-Mart’ın yıllık cirosu birkaç yıl önce Türkiye’nin GSMH’sından büyüktü. Yine Apple’ın şu an kasasındaki nakit miktarı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin 3 katı kadar. Bunlar hep büyük işletmelerin bir ekonomideki amiral gemi rolüne işaret ediyor. Ekonomimizin güçlü bir donanma olmasını istiyorsak büyük ve kurumsal işletme sayımızı kesinlikle artırmalıyız.

Ancak unutmamak gerekir ki tüm Dünya’da KOBİ’ler ekonominin dinamosu rolündedir. Ülkemizde de durum farklı değil: Türkiye’deki işletmelerin neredeyse tamamı (%99,6) KOBİ niteliğinde. Üstelik bunların %96’sı da mikro ölçekte (10 kişiden az çalışanı var). Ayrıca KOBİ’ler toplam istihdamın %75’inden fazlasını sağlıyor. Fakat yaratılan katma değere bakıldığında KOBİ’lerin toplam katma değerin %25’ini bile sağlamadığı görülüyor. Yani çok daha fazla adamla, çok daha düşük nitelikte iş çıkarıyorlar. Burada inanılmaz bir verimsizlik ve kaynak israfı var demektir. Mesela AB ortalaması bizim iki katımızdan fazla: AB’deki toplam katma değerin %60’ı KOBİ’ler tarafından üretiliyor.

Dolayısıyla Türkiye’nin Dünya’nın en büyük 10 ekonomisi arasına girme vizyonuna ulaşmasında KOBİ’lerin katkılarının artırılması çok büyük stratejik öneme sahip. Bu savaşı KOBİ’lerle kazanacağız. Fakat bunu nasıl yapacağız? Önce tetkik, sonra teşhis, en sonunda etkin bir tedavi gerekiyor.

Bu konuda akla ilk gelen sorun KOBİ’lerin finansal sürdürülebilirliği oluyor. Uygun maliyetli fon bulunması KOBİ’ler için hayati önemde, doğru, fakat maalesef finans yönetimi konusunda KOBİ yöneticilerimiz çok iyi karneye sahip değiller. Bu konuda dışarıdan düzenleyici olabilecek iki otorite var: finans kuruluşları ve devlet. Finans kuruluşları ne yazık ki işe değil teminata kredi vermek gibi kötü bir ahlaka (ve beceriksizliğe) sahipler. O yüzden piyasada iyileştirici olamıyorlar. Devlet de fon dağıtırken çok etkinsiz kaynak tahsisi yapıyor. Dolayısıyla iş KOBİ yöneticilerinin maharetine kalıyor. En sıkıntılı alanlardan birisi bu ne yazık ki. Finansın yönetiminde KOBİ yöneticilerine ayakları üstünde durabilecek basiretli tüccar nosyonu kazandırmak için yaygın bir danışmanlık ve eğitim desteği verilmesi gerekiyor.

Öte yandan çok ön planda olmayan ama en az finans kadar önemli diğer yönetim konuları stratejik yönetim, kalite yönetimi, performans yönetimi, müşteri ilişkileri yönetimi, memnuniyet yönetimi vb. alanlarda kendini gösteriyor. Bu tür yönetim alanları basit (soft) görüldüğü için es geçiliyor. Bir işletmede katma değer yaratan esas unsurun makinalar değil insanlar olduğu anlayışı yerleşmeden bunu çözmek de mümkün değil. Richard Branson’un dediği gibi mutlu müşteriler elde etmenin ön şartı mutlu çalışanlarınızın olmasıdır. Yine General Electric’in efsanevi CEO’su Jack Welch’in ifade ettiği gibi bir işletmenin sürekli takip etmesi gereken en önemli performans göstergelerinin ilki çalışan memnuniyetidir (diğerleri müşteri memnuniyeti ve nakit akışıdır). Fakat maalesef özellikle Kayserimizdeki işletmelerde bu nokta üzerinde durulmuyor. Halbuki bu tekneyi ilerleteceksek bunu ekip olarak yapabiliriz. Bu konuda bir zihniyet devrimine ihtiyaç var.

Yerimiz kalmadığından gelecek yazımda diğer birkaç alanda daha ihtiyaçtan bahsedeceğim. Ancak şunu belirterek bu yazıya son vermek istiyorum: Kayseri iş dünyasında bir zihniyet dönüşümü sağlamak için şehrin sözü dinlenen, saygıdeğer, ileri gelenlerinden oluşan etkin bir ak sakallılar heyeti kurmak ve bu heyetin ilkesel kararlarını ekonominin dinamiklerinde işletmek lazım (modern lonca teşkilatı). Kayseri henüz bunu yapabilecek kadar küçük, fakat birkaç yıl içinde fırsatı kaçıracak kadar da büyük. Benden uyarması...

Bu köşe yazısı 2161 kez okundu