GÜNCEL:
Yüksel Ayça SEZER

Yüksel Ayça SEZER

Arabuluculuk

Merhaba,

Kayseri’nin ilk yerel ekonomi gazetesinde siz değerli okurlarımızla buluşma fırsatı yakalamış olmak gurur ve heyecan verici, bu köşeden güncel hukuki gelişmeleri paylaşıyor ve değerlendiriyor olacağız.

İlk yazımız bugünlerde sıkça karşılaştığımız ve bazı hukuki uyuşmazlıklarda başvurusu zorunlu hale getirilen “Arabuluculuk” üzerine olacak. Zorunlu hale getirilmesinden önce arabuluculuk kavramını açıklayacak olursak, kurumsallaşması ve yasalaşması 2012 yılında olsa da aslında toplum sistemimizde geçmişi çok eskiye dayanır. Dava ile hak arama seçeneği, yargı harçlarının yüksekliği, yargılamaların uzun sürmesi, bir taraf kazanırken diğer tarafın kaybettiği zorlu bir süreçtir. Hal böyle olunca hukuk sistemimizde alternatif çözüm yolları aranmış ve aslında birçok ülkede uzun yıllardır aktif kullanılan “ARABULUCULUK” kurumu bizim de hayatımıza 6 yıl önce girmiştir.

Arabuluculuk, gerek dava açmadan önce gerekse dava devam ederken, yabancılık unsuru da taşıyabilen, tarafların özgür iradeleri ile bir araya gelerek mahkeme kararına ihtiyaç duymaksızın hukuken bir sonuç elde edebilecekleri ve kamu düzenini ilgilendirmeyen konularda, tarafları bir araya getirerek müzakere ve iletişim kanallarını kullanmak suretiyle, iradi (görüşmelere katılmak ve dilediği anda ayrılmak tarafların iradesindedir.) bağımsız, tarafsız ve gizli olarak yürütülen, kazan-kazan ilkesini yani tarafların hukuki yollara başvurma hakkı kaybolmaksızın, her birinin kazançlı çıkmasını hedefleyen, işbirliğine dayalı alternatif bir çözüm yoludur. Önemle belirtmek gerekir ki boşanma, velayet gibi kamu düzenine ilişkin davalar kapsam dışındadır. Tarafların üzerinde uzlaştıkları ya da taraflardan birinin Arabuluculuk Merkezlerine başvurması ve bir arabulucunun görevlendirilmesi ile arabulucunun diğer tarafları daveti ve davetin muhataplarca 30 gün içerisinde kabulü ile arabuluculuk süreci başlamaktadır.  Süreç taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça gizli yürütülecek ve görüşmelerde ibraz edilen belgeler ve sözlü beyanlara (o delil başka şekilde elde edilmiyorsa) delil olarak dayanılamayacaktır, gizliliği ihlalin hem hukuki hem de cezai sonuçları olacaktır. Süreç yargılamaya nazaran daha esnektir. Arabulucu taraflarla birlikte görüşmeler yapabileceği gibi sürecin tıkandığı noktalarda taraflarla ayrı ayrı görüşmelerde yapabilecektir. Bu noktada yanlış bir algıyı düzeltme ihtiyacı doğuyor, arabulucu tarafları açıkça yönlendirmez, misal bir alacak meselesinde tarafları bir rakam üzerinde uzlaştırmaya çalışamaz, tarafların iletişimini sağlayarak sürecin anlaşma ile sonuçlanması için emek sarf eder. Arabulucu hâkim ya da bilirkişi olmadığından kendisinden bir hesaplama yapması ya da karar vermesi beklenemez. Tarafların uzlaşmaları halinde bu durum bir tutanak altına alınarak taraflarca ve arabulucu ile birlikte imza altına alınacak ve taraflar dilerse bu belgeyi ilam yani mahkeme kararı ile aynı güce getirebilmek için ilgili mahkemesine başvuruda bulunarak icra edilebilirlik şerhi talep edebilecektir.

Hepimizin bildiği gibi torba yasa ile iş dünyasını yakından ilgilendiren bir değişiklik yapıldı.  Yasaya göre gerek kanuni gerekse bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı, tazminatı ve işe iade davaları, 01.01.2018 tarihi itibariyle arabulucuya başvurmadan dava konusu edilemeyecek, edilmesi halinde dava şartı yokluğu sebebi ile doğrudan davanın reddine karar verilecektir. Fakat iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, tespit, itiraz ve rücu davalarında ve sigortasız çalıştırılan işçilerin açacağı hizmet tespiti davasında arabulucuya başvurma şartı aranmayacak. Bu kişiler de arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açabilecektir.

 Arabuluculuk esasen ihtiyari bir süreç iken iş davalarındaki yoğunluğun artışı, yargılamaların uzaması, zaten işinden ayrılarak mağdur olan işçinin bir de  alacağına geç kavuşması ve yüksek rakamlarda yargı harçlarını ödemesi ya da pazarlık yapabilen işverenin faiz, yargılama gideri gibi yüklerden kaçınabilmesi ve kısa sürede faydacı sonuçlar elde edilmesi adına yasal düzenleme ile BAŞVURUSU zorunlu hale getirilen bu süreçte, taraflardan birinin başvurması ile görevlendirilen arabulucu diğer tarafı ilk oturuma davet edecek ve görüşmeler başlayacaktır. Arabulucu süreci görevlendirme tarihinden itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır, bir kereye mahsus olmak üzere bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Tarafların anlaşması Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracak ve hak düşürücü süreler işlemeyecek yani herhangi bir hak kaybı yaşanmayacaktır. İlk oturuma katılmayan taraf, dava aşamasında lehine bir karar verilmiş olsa da yargılama giderlerinden (harçlar, dava esnasında yapılan masraflar ve vekâlet ücreti) sorumlu tutulacaktır. Tarafların uzlaşamaması halinde buna dair tutulan tutanak dava dilekçesine ek yapılarak dava açılacaktır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşması halinde arabulucunun ücreti aksi kararlaştırılmamışsa taraflarca eşit olarak asgari ücret tarifesine göre ödenecektir taraflar katılamadığı için görüşme yapılamamışsa, ya da iki saatten az süren görüşmeler sonunda taraflar anlaşamazlarsa iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecektir, iki saatten fazla süren görüşmeler neticesinde taraflar uzlaşamazsa iki saati aşan sürenin ücreti aksi kararlaştırılmamışsa taraflarca eşit olarak asgari ücret tarifesine göre ödenecektir.

Yukarıda da değindiğimiz gibi arabuluculuğa başvuru zorunlu hale getirilmiş, görüşmelere katılma, devam eden görüşmeleri sonlandırma ve uzlaşamama yine tarafların iradesine bırakılmıştır. Bu süreçte hem işçi hem de işverenin hukuki destek almak adına vekilleri ile temsil edilmeleri hak kayıplarının önüne geçecektir, taraflar rakam konusunda uzlaşamazlar ise birlikte bir uzmandan görüş alabileceklerdir fakat arabulucudan hesaplama yapması ve kesin bir yargıya varması talep edilemeyecektir. Davadaki talepleriniz sınırlı ve bağlayıcı iken arabuluculuk görüşmelerinde ahlaka ve kanuna aykırı olmadığı sürece dilediğiniz ifa şeklini tercih edebilirsiniz. Örneğin yaşı itibariyle çalışması uygun görülmeyen işçinin akdinin feshi halinde işçi alacakları için yapılan başvuruda nakdi ödeme yerine işçi oğlunun aynı iş yerinde çalışmasını talep edebilecektir. Nakden ödeme yerine bir menkul ya da gayrimenkul devri talep edilebilir. Bu nedenle çok daha avantajlı olan arabuluculuk zamanla daha çok tercih edilen alternatif bir çözüm yolu olacaktır ki, son verilere göre ilk 10 günde arabuluculuğa başvurulan 462 anlaşmazlıktan 398 adedi anlaşma ile sonuçlanmıştır, yani başarı oranı %86’dır. Tüm süreci yakından takip eden, meslek temsilcileri ve işveren temsilcileri ile birebir görüşmeler sağlayan Arabuluculuk Daire Başkanımız sayın Hakan Öztatar’ın gayreti ve emeği ise göz ardı edilemez olduğundan kendisine tüm arabulucular adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu köşe yazısı 4131 kez okundu