Ali DURAN

PAYLAŞ
Facebook
Twitter
LinkedIn

Peki ya İş Sağlığı ve Güvenliğimiz?

Malumumuz üzere 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 yılı haziran ayı itibariyle Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiş olmasına rağmen bazı kanun hükümleri 2020 yılına kadar ertelendi. Konuyu ilgilendiren istatistiklere baktığımızda manzaranın hiç te iç açıcı olmadığını görüyoruz. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre, dünyada 1,2 milyarı kadın olmak üzere 3 milyar civarında iş gücü bulunuyor ve bununla birlikte ne yazık ki her gün yaşanan yaklaşık 1 milyon iş kazası, dünya genelindeki toplam gayrisafi hasılanın yüzde 4’ünü alıp götürüyor. İş kazası ve meslek hastalıkları sonucu her yıl 2 milyonu aşkın insan maalesef hayatını kaybediyor, bu rakamın çok daha fazlası ise iş göremez hale geliyor. Dünyada, iş kazalarına karşı en iyi önlem alan ülkelerden biri olan Almanya’da dahi yılda 400’ü aşkın iş kazası sonucu ölümler yaşanıyor.

Duruma ülkemiz açısından baktığımızda, bir yandan ekonomik kalkınma hedefiyle istihdamı artırma çalışmaları yapılırken istihdam şartlarının iyileştirilmesi konusu da çok büyük önem arz ediyor. Bu konuda sadece kuralcılıktan ibaret bir yaklaşımdan ziyade, iyileştirici ve önleyici bir anlayışın esas alınması, iş dünyasının da iş güvenliği meselesini, uyulması gereken bir mecburiyetten ziyade, çalışanların sağlığını ve güvenliğini destekleyen, verimi ve kaliteyi artıran bir araç olarak görmesini mümkün kılacaktır. Ancak böyle bir kültür oluştuğu takdirde, iş sağlığı ve güvenliği konusunda sürekli iyileşme ve gelişme ortamı sağlamak mümkün olabilecektir. Sağlıklı ve güvenli iş yerlerinin oluşması, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilmesi için, bu yönde bir kültür oluşturmak ve tüm topluma yaygınlaştırmak maksatlı, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yanı sıra çalışanların da sorumluluklarını düzenleyen bir kanun olarak hayatımıza girmiştir. Kanunun, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı belirtilmekle birlikte, Sanayi ve Üretime Destek Yasa Tasarısı ile iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili kısmi erteleme yasa maddesi kapsamında yapılan düzenlemeyle; “50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri, İSG sertifikası olması şartıyla işverenler veya işveren vekilleri tarafından yürütülebilecek. 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri de işyeri hekimleri yerine aile hekimleri ve kamu sağlık hizmeti sunucularından hizmet alabilecek. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun, “iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri” ile “iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi” hükümleri, 1 Temmuz 2020’de yürürlüğe girecek.” metni eklenmiştir.

Kanunun getirdiği yükümlülüklere ilaveten destek mevzuuna gelirsek; birçok küçük işletme için büyük maliyet oluşturan iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için, iş sağlığı ve güvenliği kültürü oluşturmak adına, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan ve çalışan sayısı 9 ve daha az olan işyerleri için destek sağlanmaktadır. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelinin sigortalı başına günlük miktarı, 16 yaşından büyük sigortalılar için belirlenen ve her yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ilan edilen prime esas kazanç alt sınırının günlük tutarının sırasıyla %1,4 ve %1,6’sıdır. 2018 yılı için günlük alt sınır 1 Ocak-31 Aralık dönemi için 67,65 TL olarak ilan edilmiştir. Buna göre, tehlikeli sınıftaki bir işyeri ay boyunca 30 gün çalışan her bir personeli için 27,9 TL desteğe hak kazanabilir. Destekten yararlanma sınırı olan 9 kişi üzerinden hesap yapacak olursak, tehlikeli sınıftaki bir işyerinin aylık alabileceği en yüksek destek tutarı 251,1 TL, çok tehlikeli sınıftaki işyerinin ise 288,9 TL olabilecektir.

İş sağlığı ve güvenliği kültürünün çalışanlar tarafından en üst düzeyde algılanmasında en önemli unsurun üst yönetim taahhüdü ve liderliği olduğunu unutmadan, işvereni ve çalışanları direkt olarak etkileyen bu çalışmalara liderlik etmek şüphesiz ki işyerinizin iş sağlığı ve güvenliği kültürünü üst seviyelere taşıyacaktır.

PAYLAŞ
Facebook
Twitter
LinkedIn
Yazarın Diğer Yazıları