Ali DURAN

PAYLAŞ
Facebook
Twitter
LinkedIn

Araba Sevdası

Evet “Araba Sevdası” ama bu seferki edebi bir eser değil, hakikaten yerli ve milli bir araba sevdası. Ülkemizde yerli bir araba markası üretebilme sevdası yıllardır en küçük köy kıraathanelerinden en tepedeki Meclis koridorlarına kadar konuşula gelmektedir. Bu sevdanın elle tutulur ilk meyveleri aslında 1961 yılında dört buçuk ay gibi çok kısa bir sürede 4 adet üretilen ve günümüzde birisi halen çalışır durumda olan Devrim otomobilleridir. Ve biz Devrim otomobillerini ürettiğimizde, “araba sevdası” Japonya’da emekleme aşamasındaydı, Güney Kore’de ise adı dahi okunmuyordu. Tamamen Türk mühendis ve işçilerinin emekleriyle ortaya çıkarılan Devrim otomobilleri için önce ana hatlar saptandı, ortalama 1000 kg ağırlığında 50-60 BG kapasiteli 4 zamanlı ve 4 silindirli bir motor üzerinde mutabık kalındı. Motor gövde ve başlığı Sivas Demiryolu Fabrikasında dökülüp, Ankara Demiryolu Fabrikasında işlendi. Piston, segman ve kolları Eskişehir’de yapıldı ve motor Ankara Demiryolu Fabrikasında monte edildi. Frenlemede 40 BG’den fazla güç alınamayan bu motora alternatif olarak Ankara Fabrikası aynı gövde ve krank milinden  yola çıkarak başka bir tip geliştirdi. Üstten supaplı bir üçüncü motor da Eskişehir’de imal edildi. Süspansiyon grubu ön takımlar için “Mc Pearson” sistemini önerdi ve numuneye göre Eskişehir’de imal edildi. Şanzımanlar, Ankara Fabrikasında tümü yerli olarak yapılmıştı. Kabul edilmeyen ayarlı direksiyon önerisi takriben iki yıl sonra “Cadillac” tarafından bir yenilik olarak tüm dünyaya sunuldu. Elektrik donanımı ile diferansiyel dişlileri, kardan istavrozları ve motor yatakları ile cam ve lastikleri dışında tüm parçaları yerli idi. Ancak sonuç, yaşanılan talihsizliğin ürettiği olumsuz ve harcanan bunca paranın boşa gittiğinden dem vuran gazete manşetleri olmuştu (http://www.devrimarabasi.com/tarihce.html).

Peki bugün itibariyle gelinen noktada ne durumdayız? Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde yürütülen “yerli ve milli otomobil” projesi 4 Kasım 2017 tarihinde detaylandırılarak kamuoyu ile paylaşıldı. Projenin “babayigˆit” olarak nitelendirilen ortakları Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell ve Zorlu Holding oldu. Prototipin 2019’a yetişeceği, ticari satışlara ise 2021’de bas¸lanacagˆı öngörülüyor. Proje ortaklarının açıklanmasının ardından, gözler bu kez de otomobilin üretileceği şehre çevrildi. Otomobili üretmek üzere Bursa, Sakarya, Konya, Kocaeli, Eskişehir, Ankara, Kütahya, Mardin, Diyarbakır, İzmir ve Kayseri taleplerini dillendirerek sıraya girdiler.

Yerel dinamiklerimiz, odalarıyla belediyeleriyle ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla hep bir elden yerli otomobil yatırımının Kayseri’de yapılması konusunda ısrarcı olduklarını her fırsatta belirtiyorlar. Savunma sanayii noktasında köklü bir geçmişe sahip şehrimizde, Cumhuriyetin daha ilk yıllarında kurulan fabrikada uçak üretilmiş, Ana Tamir Fabrikası’nın yanı sıra çeşitli sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren birçok firma, geçmişten bugüne aktarılan bilgi birikimi ile yoğrulmuş ve halen Türkiye’ye örnek çalışmalar yapmaktadır. Bu durum, yerli otomobil üretimine destek sağlayacak altyapı ve kalifiye işgücünün Kayseri’de mevcut olduğunun göstergesidir. Kayseri limanlara olan otoyol ve demiryolu bağlantıları ile önemli bir konumda olmakla birlikte coğrafi konumundan dolayı yatırım güvenliği bakımından da şanslıdır. Sanayisi, ticareti ve alt yapısı ile gelişmiş bir şehir olan Kayseri böylesine önemli bir yatırıma ev sahipliği yapabilecek en güçlü adaylardandır.

Tüm aksamlarıyla tamamen yerli otomobil belki çok iddialı gelebilir ama başlangıç olarak %50’nin üzerinde bir yerli katkı oldukça tatminkar olabilecek ve süreç içerisinde bu katkı oranı daha da yukarılara çekilebilecektir. İlk etapta kompakt, hafif ve ekonomik bir model ile başlamak, sonrası için hareket kabiliyeti sunacaktır Ana hedef, yenilenebilir enerjiyi kullanan teknolojik bir otomobil olmakla birlikte ilk modeller için geleneksel otomobil teknolojilerini kullanarak vitrine çıkmak belki de daha ulaşılabilir olacaktır. Müşteri gereksinimlerini karşılayabilecek, yerli kullanıcı önceliklerine önem veren bir modelin fiyat anlamında da rekabet edebilir bir düzeyde olması olasıdır. Zamanla, elde edilen tecrübe beraberinde, kullanıcılardan gelen geri bildirimlerle birlikte, tasarlanan temel modele yeni teknolojilerin entegrasyonu da söz konusu olabilecektir.

Bazı kesimler tarafından riski çok yüksek olarak tanımlanan “yerli ve milli otomobil” projesi babayiğitlerin önderliğinde, kaliteli işgücünün sunacağı katkılarla kesinlikle bir başarı hikayesine dönüşecektir. Önce iç piyasada başarı hedeflenirse, akabinde dünya markası olma hedefi kendi kendini tetikleyecektir..

*Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem’in 1898 yılında yayımlanan Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilen eserinin adıdır.

PAYLAŞ
Facebook
Twitter
LinkedIn
Yazarın Diğer Yazıları